Sol Sabit
Sağ Sabit
  • Dolar döviz kuru 3.5165
  • Euro döviz kuru 4.1460
Detay Üst

 

 

 

 

TERÖRLE MÜCADALE SIRASINDA YARALANIP GAZİLİK UNVANI ALAMAYAN VATANDAŞLARIN SORUNLARI İLE İLGİLİ RAPOR

                                                                                   OCAK 2015

 

Raporu Hazırlayan Sivil Toplum Kuruluşları

Terörle Mücadale Sırasında Yaralanıp Gazi Sayılmayanlar Yardımlaşma Ve Dayanışma Derneği

(Web Sitesi: www.tmsy.org )

Sosyal Ar-Ge Derneği

Adres: Çıracılar Mah. 495. Sk. No:4; P.K.: 54000 Adapazarı-Sakarya.

Web Sitesi:www.sosyalargem.com

 E-mail:info@sosyalargem.com

DURUM TESPİTİ

  1. Terörle Mücadele Sırasında Yaralanıp Gazi Sayılmayanların (T.M.S.Y’nin) Tanımı ve Kapsamı

Gazi ve şehit aileleri ile ilgili çıkarılan kanun, kanun hükmünde kararname, yönetmelik ve tüzükler kapsamında değerlendirilmeyip, askerlik ve kamu görevini yerine getirirken yaralanan kişiler, “Terörle Mücadele Sırasında Yaralananlar (TMSY)” olarak adlandırılmaktadır. Temelde askerlik görevini yerini getirirken düzenlenen operasyonlar neticesinde sağlığını yitirmiş bu grup kişilere, askeri kurumlar tarafından “Askerliğe Elverişlidir” kararlı “Olay Tutanağı” “Kat-i Rapor” ve “Yaralı Personel Bilgileri (Komutanlık Yazısı)” başlıklı belgeler verilmektedir. TMSY, askerlik ve kamu görevini yerine getirirken, aldıkları fiziki ve psikolojik yaralanmalar neticesinde askerliğe elverişli olsa bile (bazı durumlarda askerliğe elverişli olmamasına rağmen) sağlıklarını yitirmiş ve askerlik sonrasında sosyal yaşantıda birçok olumsuzluklarla karşı karşıya gelmektedir. Bunların başında işsizlik, iletişim sorunları, yalnızlık, psikolojik bunalım, travma sonrası stres bozukluğu (TSSB) gibi sorunlar gelmektedir. TMSY, bu sorunlar sebebiyle aile kurmada ve sağlıklı bir aile ortamında yaşamaktan mahrum kalabilmektedir.

    2-Terörle Mücadele Sırasında Yaralanıp Gazi Sayılmayanlar İle Malul Gaziler Arasındaki Fark

TMSY, aslında malul gaziler içerisinde değerlendirilmesi gereken, ancak aldıkları yaralanma itibariyle malul gazilerden daha az oranda yaralanmış olduklarından dolayı malul gazilik unvanı ve bu unvana sahip vatandaşlara sağlanan haklardan mahrum edilmektedir. Yaralanma sonucunda oluşan maluliyet oranının tespitinde “Maluliyet Tespiti Yönetmeliği” (3 Ağustos 2013 tarihli ve 28727 sayılı Resmi Gazete) esas alınmaktadır. Bu yönetmeliğin üçüncü bölümünde (9.-15. maddeler) Malul Sayılmaya İlişkin Usul ve Esaslar belirlenmiştir. Yönetmeliğin 10. maddesinin (4) fıkrasına göre Maluliyet Kararlarında;

a) Sigortalıların çalışma gücünün en az % 60’ını kaybedip kaybetmediklerinin tespitinde Ek-1 Hastalık Listesi,

b) Türk Silahlı Kuvvetleri bünyesinde çalışan askeri ve sivil personel ile askerlik görevi ile yükümlüleri için, 08.10.1986 tarihli ve 86/11092 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla yürürlüğe konulan Türk Silahlı Kuvvetleri Sağlık Yeteneği Yönetmeliği, 

c) İçişleri Bakanlığı Emniyet Genel Müdürlüğü bünyesinde çalışan personel için, 04.08.2003 tarihli ve 25189 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Emniyet Teşkilatı Sağlık Şartları Yönetmeliği,

ç) 10.06.2004 tarihli ve 5188 sayılı Özel Güvenlik Hizmetlerine Dair Kanun kapsamında çalışan ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanununa tabi Koruma Güvenlik Görevlileri için belirlenen ve 07.10.2004 tarihli ve 25606 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Özel Güvenlik Hizmetlerine Dair Kanunun Uygulanmasına İlişkin Yönetmelikte belirtilen sağlık şartları,

(5) Vazife malullüğü halinde ise, 13.07.1953 tarihli ve 4/1053 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla yürürlüğe konulan Vazife Malullüklerinin Nevileri ile Dereceleri Hakkında Nizamname, esas alınır.

TMSY, yukarıda bahsedilen mevzuat kapsamına girmeyen ancak askerlik hizmeti esnasında çeşitli sebeplerle (Terör, operasyon, kaza vb.) yaralanıp da askerliğe elverişli olduğu değerlendirilen vatandaşlarımızdır. TMSY kapsamındaki vatandaşlarımız her ne kadar askerliğe elverişli olarak değerlendirilse de vatandaşlık görevini yerine getirdiği esnada sağlığını yitirmesi sebebiyle askerlik sonrasında sivil sektörde istihdam edilme noktasında birçok zorlukla karşılaşmaktadır. Bu sorunun çözümüne yönelik olarak TMY kapsamındaki vatandaşlarımızın kamu kurum ve kuruluşlarında istihdam edilebilmesi amacıyla çıkarılan "Kamu Kurum Ve Kuruluşlarına Eski Hükümlü Veya Terörle Mücadelede Malul Sayılmayacak Şekilde Yaralananların İşçi Olarak Alınmasında Uygulanacak Usul Ve Esaslar Hakkında Yönetmelik" hükümleri uygulanmaktadır. İstihdam imkanı TMSY kapsamında bulunan vatandaşlarımızın iş bulamama sorununu bir nebze de olsa çözmesine rağmen bu vatandaşlarımızın en temel istekleri arasında yer alan "Gazilik" unvanına kavuşmayı sağlamamaktadır. Mevzuatta “Gazilik” kavramı; 1005 sayılı İstiklal Madalyası Verilmiş Bulunanlara Vatani Hizmet Tertibinden Şeref Aylığı Bağlanması Hakkında Kanun ile “Muharip Gazi” (İstiklal, Kore ve Kıbrıs harbi gazileri) ve 2847 sayılı Türkiye Emekli Subaylar, Emekli Astsubaylar, Harp Malulü Gaziler, Şehit Dul Ve Yetimleri İle Muharip Gaziler Dernekleri Hakkında Kanun ile “Malul Gazi” (görevde, operasyonda ve terör sebebiyle gazi olanlar) olmak üzere temelde iki şekilde tanımlanmıştır. Ayrıca 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ile “Vazife Malulü” ve “Harp Malulü” olmak üzere malullük kavramı tanımlanmıştır. Birbirinden farklı gazilik kavramlarının tek çatı altında toplandıktan sonra mağduriyet oranıyla doğru orantılı olarak kategorize edilmesi ve bu kategorilere göre sosyo-ekonomik hakların tanımlanmasına ihtiyaç duyulmaktadır.

 3.Terörle Mücadele Sırasında Yaralanıp Gazi Sayılmayanların Gazi Kapsamına Alınmama Durumunun Sonuçları

TMSY, Türk hukuk sistemince belirlenen muharip gazi veya malul gazi tanımları kapsamında değerlendirilmedikleri için, gazi unvanı alamamaktadır. TMSY, herhangi bir kanun kapsamında ele alınmamıştır. Yani ülke için sağlığını yitiren bu vatandaşlarımıza ne sosyo-ekonomik haklar, ne de onore edici bir unvan verilmiştir. Bununla birlikte TMSY, eski sağlığını yitirerek, sosyal hayatta olumsuz şartlarda yaşamına devam etmek zorunda kalmaktadır. Bu vatandaşlarımız, malul derecede olmasa bile sağlıklarını önemli derecede yitirdikleri için, kendilerini fiziki ve psikolojik olarak kötü durumda hissetmektedirler. Diğer malul gazilere göre belirli haklardan mahrum edildikleri için, kendilerini ayrıca dışlanmış olarak görmektedirler. Bu duygu ve düşüncelerle adalete olan inançlarını kaybetmiş, ayrıca kendilerine gereken ilgi ve değer verilmediği için, kendilerini psikolojik olarak üzüntülü ve hatta öfkeli hissetmektedirler.

 

ÖNERİLER

   1.Malul Gaziler ve Terörle Mücadele Sırasında Yaralanıp Gazi Sayılmayanlar İle İlgili Bir Çalıştay veya Şura’nın Yapılması

İlgili kamu kurumları, dernekler ve akademisyenlerin katılımıyla malul gazilerin ve TMSY kapsamındaki vatandaşların sorunlarının dile getirildiği ulusal bir Çalıştayın veya Şuranın düzenlenmesi gerekmektedir. “Muharip Gazi”, “Harp Malulü”, “Malul Sayılmayan Gazi” gibi kavram kargaşasının kaldırılması amacıyla savunma ve kamu görevi icrasında yaralanan tüm vatandaşların “Gazi” olarak nitelendirilmesine yönelik hedef güdülmelidir. Bunun yanında gazilere verilecek sosyal hakların belirli kategorilere göre tayin edilmesi ön plânda tutulmalıdır. Bu bağlamda sosyal haklar, oluşan mağduriyet durumuna göre adalet ve hakkaniyet ölçülerine göre belirlenmelidir. Amerika Birleşik Devletleri ve Avustralya gibi ülkelerde gazilerle ilgili haklar belirlenirken gazilerin sağlık durumlarına göre bazı kategoriler belirlenmiş ve her kategoriye farklı haklar verilmiştir. Türkiye’de de bu tarz bir kategorileşmeye gidilerek hem kamu kaynaklarının daha etkin ve etkili kullanımı sağlanmış hem de gazilik kapsamına giren vatandaşlara sağlanan haklarla bu vatandaşların devlete inancı artacak ve vatan sevgisi günümüzde ve gelecekte tüm vatandaşlarımızda canlı kalacaktır. Bu kategorilerin adaletli bir şekilde belirlenmesi için, geniş katılımlı bir Şuranın 

veya Çalıştayın oluşturulması ve bu çerçevede bütün detayları ile hızla gelişen Türkiye’nin MİLLÎ GAZİLER POLİTİKASININ temel esaslarının ve stratejik hedeflerinin belirlenmesinde fayda vardır.

   2.Terörle Mücadele Sırasında Yaralanıp Gazi Sayılmayanlara Yaralanma/Mağduriyet Oranıyla Doğru Orantılı Olarak Belirli Hakların Verilmesi

Hâlihazırda yasalarla yapıla(maya)n gazilik ve şehitlik kavramlarının dini/kültürel çerçeveye uygun olarak yasal tanımının yeniden yapılması gerekmektedir. Bu yasal tanımlamalar neticesinde taarruz veya savunma görevinin icrasında yaralananların “Gazi”, ölenlerin ise “Şehit” olarak kabul edilmesi, bu vatandaşların/ailelerinin, sahip oldukları maddi durumları da göz önünde bulundurularak, yaşadığı mağduriyet nispetinde sosyal/ekonomik haklardan yararlandırılması gerekmektedir. Kısacası mevcut gazi ve şehitlik olgusu çerçevesinin genişletilerek ve derinleştirilerek, özellikle TMSY başta olmak üzere tüm gazilerin hakları da daha âdil bir biçimde yeniden gözden geçirilmelidir.[1]

   3.Mevzuatın Terörle Mücadele Sırasında Yaralanıp Gazi Sayılmayanlar Lehine Değiştirilmesi

Emniyet ve askeri kurumların almış olduğu kararlara itiraz süreleri aşağıdaki kanun maddeleri ile belirlenmiştir. Ancak TMSY, yaşamış oldukları olayın tesiriyle yasal olarak haklarını aramayı düşünememiş, böyle bir haklarının olduğunu yıllar sonra farketmişlerdir. Yasalarla sağlanan bu itiraz hakkının kullanılabilmesinin önünün açılması için ilgili maddelerin aşağıdaki şekilde değiştirilmesi talep edilmektedir:

a) 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 13. maddesinde değişiklik yapılarak İçişleri Bakanlığı ve Emniyet Genel Müdürlüğü personelinin bazı haklardan

 

[1] Buna benzer bir örnek Avustralya’da uygulanmaktadır. Avustralya’da ortalama belirlenen bir geçim standardının altında gelire sahip gazi ve şehit ailelerine belirlenen bu ortalama gelire erişmelerini sağlayacak aylık bağlanmaktadır. Ülkemizde de buna benzer bir uygulama geliştirilebilir. Böylece maddi olarak ihtiyacı olmamasına rağmen yardım almaların önüne geçilmiş ve gerçekten daha çok yardıma muhtaç olan gazi ve şehit ailelerine daha fazla yardım yapılmış olacaktır. Ayrıca sağlık haklarından yararlanmada da yine benzer bir yöntem uygulanabilir. Lakin Avustralya’da sağlık hizmetlerinden yararlanma kapsamı üç kategoriye ayrılmıştır. Her bir kategori için verilecek sağlık hizmetleri belirlenmiştir. Buna göre “Altın Kart (Golden Card)”, “Beyaz Kart (White Card)”, “Turuncu Kart (OrangeCard)” olmak üzere üç farklı kart, gazi ve şehit ailesinin mağduriyeti nispetinde dağıtılmaktadır. Altın Kart: Bütün tıbbi hizmetlerin (Diş ve Göz hizmetleri dâhil) ücretsiz olarak karşılanması; Beyaz Kart: Hizmetleri sebebiyle yakalandıkları hastalıklar nedeniyle tedavileri ücretsiz yapılması; Turuncu Kart: Birinci Dünya savaşı gazileri, 70 yaş üzeri gaziler ve on yılın üzerinde Avustralya’da yaşayan gazilere yalnızca ücretsiz ilaç sağlanması maksadıyla kullanılmaktadır.

 

 

yararlanması için dava açma süre sınırının kaldırılması veya (bir defaya mahsus olmak üzere) ek süre verilerek dava açma hakkının sağlanması gerekmektedir.

b) 1602 sayılı Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Kanunu’nun 43. maddesinde değişiklik yapılması suretiyle Malul Sayılmayan Gazilerin hâlihazırda 1 ile 5 yıl arasında olan dava açma süre sınırının kaldırılması veya (bir defaya mahsus olmak üzere) ek süre verilerek dava açma hakkının sağlanması ve böylece 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun da tanıdığı yeni haklardan faydalanarak hak kayıplarının kısmen de olsa telafi edilmesi talep edilmektedir.

   4.Aktif İstihdam Politikalarında Terörle Mücadele Sırasında Yaralanıp Gazi Sayılmayanlara Pozitif Ayrımcılık İlkesinin Uygulanması

TMSY, görev yaparken madden ve manen yani fiziki ve ruhsal açıdan zarar görmüş olmaları dikkate alınmak sureti ile SÜREKLİ VE KALICI BİR MALULİYETİ OLMASA DAHİ işe alımlarda bu kişilere, asker ve polislere yani ülke savunmasında zarar görmüş olanların İçişleri Bakanlığı tarafından atamalarının yapılması gerekmektedir. Yaralanan vatandaşların sosyal açıdan dezavantajlı duruma düşmesiyle işgücü piyasasında iş başvurusu ve işe girişte de dezavantajlı konuma düşmektedir. Söz konusu dezavantajın giderilmesi noktasında bu vatandaşlara pozitif ayrımcılık ilkesinin uygulanarak istihdam imkânı sağlanması gerekmektedir.

   5.Toplum İçinde “Gazi” ve “Gazilik” Bilincinin Geliştirilmesi

Ülke topraklarının ve menfaatlerinin korunması uğruna yaralanarak sağlığından olan vatandaşların toplum içinde hak ettikleri hürmetin tesis edilmesi amacıyla toplumsal bilincin arttırılmasına yönelik projelerin geliştirilmesi gerekmektedir. Örneğin; tüm gazilere madalya verilerek bu madalya ile toplum içinde tanınabilmeleri sağlanabilir. Veya gazi ve gazilik değerlerinin topluma anlatılması amacıyla konferanslar, seminerler, reklam filmleri, sinema filmleri hazırlanabilir. Amerikan askerlerinin gerek savaş esnasında gerekse savaş sonrasında toplumsal hayatta yaşadığı sorunlarla ilgili birçok sinema filmi vardır. Türkiye’de olmaması için hiçbir sebep yoktur.

  6.Terörle Mücadele Sırasında Yaralanıp Gazi Sayılmayanların Eğitim Hayatında Yer Almalarının Sağlanması

Eğitim alanında gazi çocuklarına sağlanan haklarının tüm gazilerin kendilerine de sağlanması gerekmektedir. Genç yaşta askere giden bu vatandaşlarımızın da eğitim hayatına devam etmeyi isteyebileceği göz ardı edilmemelidir. Hâlihazırda gaziler, eğitim hayatında yer almada herhangi bir engelle karşılaşmamasına rağmen Anayasa’nın 61. maddesine dayanılarak pozitif ayrımcılık hakkına sahiptir. Dolayısıyla terörle mücadele sırasında gazilerin eğitim hayatında yer almalarına yönelik bazı kolaylıklar (sınavsız geçiş, özel kontenjan gibi vb.) sağlanabilir. Ayrıca toplum içinde gazi ve gazilik bilincinin yaygınlaştırılmasına yönelik aktivitelerde bizzat gazilerimiz rol alabilir. “Bir işi en iyi o işi yapan bilir” ilkesiyle pedagojik enformasyon alan gazilerimiz, topluma “gazi” ve “gazilik” değerlerini anlatabilir. Bunu gönüllü veya ücretli yapabilir.

   7.Terörle Mücadele Sırasında Yaralanıp Gazi Sayılmayanların Rehabilitasyon Merkezlerinden Yararlandırılmaları

Yaralanan vatandaşın, sosyal yaşamlarında karşılaştığı fiziki ve psikolojik zorlukları tek başına veya aileleri ile birlikte, güven duygusu içinde aşabilen bireyler haline gelebilmesini sağlamak amacıyla mutlaka Rehabilitasyon Merkezlerinden destek almasının sağlanması gerekmektedir. Ülkemizde hâlihazırda bu amaçla kurulan tek merkez Bilkent/Ankara’da hizmet veren TSK Rehabilitasyon Merkezidir. Gazilerin ve TMSY vatandaşlarımızın yaşamış olduğu psikolojik sorunların çözümüne yönelik rehabilitasyon merkezlerinin sayısının arttırılması, bu merkezlerin yaygınlaştırılma aşaması sona erene kadar kamu/özel sektör rehabilitasyon merkezlerinden de ücretsiz olarak yararlanabilmeleri sağlanmalıdır

KAYNAKLAR

Kitap

Seyyar, Ali ve Yunus Köleoğlu (2011); “Sosyal Politikalar Açısından Gazi ve Şehit Aileleri”, Lalezar Yayınevi, İstanbul.

İlgili Web Sitesi

http://www.sosyalargem.com/argem/10/index.asp (Gazi ve Şehit Aileleri Ar-Ge Merkezi).

İlgili Kanunlar

24/2/1968 Tarih ve 1005 Sayılı İstiklal Madalyası Verilmiş Bulunanlara Vatani Hizmet Tertibinden Şeref Aylığı Bağlanması Hakkında Kanun.

4/7/1972 Tarih ve 1602 Sayılı Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Kanunu.

3/11/1980 Tarih ve 2330 Sayılı Nakdi Tazminat Ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanun.

23/4/1981 Tarih ve 2453 Sayılı Yurtdışında Görevli Personele Nakdi Tazminat Verilmesi Ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanun.

6/1/1982 Tarih ve 2577 Sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu.

12/4/1991 Tarih ve 3713 Sayılı Terörle Mücadele Kanunu.

31/5/2006 Tarih ve 5510 Sayılı Sosyal Sigortalar Ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu.

 

HAZIRLAYAN                                                                               HAZIRLAYAN

 

Prof. Dr. Ali SEYYAR                                                                    Kadir Erhan TUNA

Sosyal Ar-Ge Derneği                                                                      TMSY Gazi Sayılmayanlar
Onursal Başkanı                                                                                Derneği Genel Başkanı

 

Yunus KÖLEOĞLU                                                                        Vecdi OKSAŞOĞLU          

Sosyal Siyaset Uzmanı                                                                     TMSY Gazi Sayılmayanlar
(Raportör)                                                                                         Derneği Avukatı

 

 

 

 

 

 

DÜZENLEYEN:

Av. Vecdi OKŞAŞOĞLU

Vecdi.av@gmail.com

 

TERÖRLE MÜCADALE SIRASINDA YARALANIP GAZİ SAYILMAYANLAR HAKKINDA BİR İNCELEME VE GÖRÜŞ

GİRİŞ:

Türk Silahlı Kuvvetlerinde askerlik görevini icra ederken askerliğin sebep ve tesiri ile zarara uğrayan, yaralanan kişiler temel olarak üç haktan faydalanmakta olup bu haklar;

  1. Vazife malulü maaşı bağlanması (Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından)
  2. Maddi ve manevi tazminat alınması (Askeri Yüksek İdare mahkemesi nezdinde açılacak tam yargı davası ile davalı idare olan Milli Savunma Bakanlığı veya İçişleri Bakanlığından)
  3. Sosyal ve mali hak ve yardımlar (Devlet ve belediyeler tarafından sağlanan)

Taleplerimizin temelini teşkil eden Terörle Mücadele sırasında Yaralanıp Gazi Sayılmayanlar ise Terörle mücadele kapsamında icra edilen operasyonlarda yaralanan gaziler olup “sakatlık oranının malulen emekliye ayrılmaları için yeterli seviyede” olmaması ve “askerliğe elverişli değildir” raporu alamamaları ve dava süresini geçirmeleri nedeniyle ilk iki haktan hiçbir şekilde faydalanamayan üçüncü maddede yer alan haktan ise kısmen, ancak etkin olmayan bir şekilde faydalanabilen mağdurlardır. Şöyle ki;

Terörle Mücadele sırasında Yaralanıp Gazi Sayılmayanlar ;

Malul sayılmayan gaziler yukarıda belirtilen kişilerle benzer zaman, mekân ve aynı koşullarda Türk Silahlı Kuvvetlerinde askerlik görevinin ifası sırasında teröristler ile çatışmaya girmek suretiyle veya verilen diğer vazifeleri ifa ederken, fiziksel ve ruhsal olarak yaralanmış, ancak gerekli tetkik ve tedavilerinin yapılması neticesi Gülhane Askeri Tıp Akademisi ve diğer sağlık kuruluşları tarafından “askerliğe elverişlidir raporu verilmek sureti ile terhis edilmiş,

Ve yine 1602 sayılı yasanın 43. Maddesinde yer alan bir ve beş yıllık dava açma süresini de geçirmiş ve dava açma imkânı elde edememiş,

Ve de bu suretle Türk Silahlı Kuvvetlerindeki diğer arkadaşlarına göre hak ve alacaklarına kavuşamamış olup,

Yukarıda sayılan hakların hemen hiç birisine sahip olamayan er ve erbaş statüsünde olanlar ile Yedek Subaylar ve Yedek Askeri Memurlar Kanunu kapsamına giren ve askerlik hizmetini yaparken 12/4/1991 tarihli ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanununun 21 inci maddesinde sayılan terör olaylarının sebep ve tesiri sonucu Terörle Mücadele sırasında Yaralanıp Gazi Sayılmayan şahıslardır

Yine bu kişilerden büyük bir kısmı da meydana gelen çatışma ve yaralanmalar sebebi ile mahkemeler kanalı ile maddi ve manevi tazminat alabilecek iken yasalarda mevcut olan bir yıllık sürenin geçirilmesi ile dava yolu ile dahi hakkını arama şansı kalmayan mağdur kişilerdir.

Özetle söylenecek olursa ülke ve milletinin menfaati için gözünü bile kırpmadan canını seve seve feda etmeye yemin etmiş bu kişiler yapılmış olan bu fedakârlıklar karşısında madden ve manen hiçbir hak alamamanın ve toplum dışına itilmenin üzüntüsünü yaşamaktadır.

Diğer arkadaşları her üç temel haktan yani emekli maaşı bağlanması, tazminat ödenmesi ve de başta konut kredisi olmak üzere diğer sosyal ve mali hak ve yardımlar gibi haklardan faydalanabilmekte iken bu kişiler ne emekli maaşı alabilmekte ve ne de tazminat ödemeleri yapılabilmektedir.

Özellikle dava açılabilmesi için 1602 sayılı kanun ile 2577 sayılı yasa kapsamında yer alan tam yargı davalarında mevcut olan bir yıllık kısa süre sebebi ile bu kişilerin tamamına yakını dava açma süresini geçirmiş olup bu konuda her hangi bir şekilde yargı yoluna dahi başvurma hakları bulunmamaktadır. Bu kişiler askeri hastaneler tarafından askerliğe elverişlidir şeklinde terhis edilmiş ve daha manevi yönden kendilerine gelip üzerlerindeki şoku atlatamadan bir yıllık dava süresini geçirmişlerdir.

Neticeten bu bir yıllık sürede dava açan ile açamayan arasında çok büyük bir hak kaybı ve hatta uçurumu meydana gelmiştir.

İlaveten bu arkadaşlarımız iş başvurularında maalesef işe alınmamakta ve de mülakatlarda genellikle sen bizim işimize yaramazsın şeklindeki ima ve beyanlarla işe girme talepleri reddedilmektedir.

Bu fedakâr şahısların, pozitif ayrımcılık uygulanmak sureti ile hak ve alacaklarının hiç değilse bir kısmına kavuşabilmeleri için yapılması talep edilen tekliflerimiz aşağıdaki gibidir:

TEKLİFLERİMİZ:

1.Konu ile alakalı 1602 sayılı Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Kanunu’ nun konu ile alakalı ilgili maddeleri değiştirilerek “dava açma süresini geçirmek sureti ile” hak kaybına uğramış bu kişilere bir defaya mahsus olmak üzere ek süre verilerek dava açma hakkının tanınması ve böylece 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun da tanıdığı yeni haklardan faydalanarak hak kayıplarının kısmen de olsa telafi edilmesi,

 

 2.Yine paralel bir düzenlemenin 2577 sayılı yasanın 13. Maddesinde de yapılması sureti ile içişleri bakanlığı ve emniyet genel müdürlüğü personelinin de bu haklardan yararlanması ve dava açabilmeleri için kendilerine ek bir süre verilmesi yolunun açılması

 

3.Bu şahısların vatan müdafaasında görev yaparken madden ve manen yani fiziki ve ruhsal açıdan zarar görmüş olmaları dikkate alınmak sureti ile SÜREKLİ VE KALICI 

BİR MALULİYETİ OLMASA DAHİ işe alımlarda bu kişilere, asker ve polislere yani ülke savunmasında zarar görmüş olanlara öncelik verilmesi,

 

 

4.Fiziki zarar görmek sureti ile malulen emekliye ayrılmış olan diğer kişilerle aynı sosyal ve mali yardım ve haklardan yararlanmalarının sağlanması,

 

5.Özellikle konut kredisi kullanma hakkının bu kişilere de verilmesinin sağlanması

6.Ülke savunmasında canlarını hiçe sayarak üstün fedekarlık göstermelerinden dolayı Madalya verilerek onurlandırılmaları

 

KANUN DEĞİŞİKLİK TEKLİFLERİ

Konu ile alakalı 1602 sayılı Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Kanunu’ nun ilgili maddesi aşağıdadır:

 

Mevcut durum

 

Doğrudan doğruya tam yargı davası açılması

 

Madde 43 - (DEĞİŞİK MADDE RGT: 26.12.1981 RG NO: 17556 KANUN NO: 2568/1)

İdari eylemlerden hakları ihlal edilmiş olanların Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde dava açmadan önce, bu eylemlerin yazılı bildirimi üzerine veya başka suretle öğrendikleri tarihten itibaren bir yıl ve her halde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde yetkili makama başvurarak haklarının yerine getirilmesini istemeleri lazımdır. Bu isteklerin kısmen veya tamamen reddi halinde bu konudaki işlemin tebliği tarihinden ve altmış gün içinde cevap verilmediği takdirde bu sürenin bittiği tarihten itibaren altmış gün içinde tam yargı davası açabilirler.

 

Görevli olmayan adli yargı mercilerine açılan tam yargı davasının görevden reddi halinde sonradan Askeri Yüksek İdare Mahkemesine açılan davalarda, birinci fıkrada öngörülen idareye başvurma şartı aranmaz.

 

Yapılması istenen düzenleme:

1602 sayılı Kanunun ikinci fıkrasından sonra gelmek üzere aşağıdaki düzenleme 3. fıkra olarak eklenir:

“Yukarıda birinci fıkrada yer alan bir ve beş yıllık süreler Türk Silahlı Kuvvetlerinde silah altına alınanlarca görev ifa edilirken her ne suretle olursa olsun vazifenin ifası sırasında meydana gelen ölüm ve yaralanmalarda beş yıl olarak uygulanır. Daha önceden yasada belirlenen sebeplerle yakınlarını kaybetmiş veya yaralanmak sureti ile hak kaybına uğramış hak sahibi olanlardan bu yasada belirtilen süreleri geçirmiş olması sebebi ile dava açamamış olanlara da bir defaya mahsus olmak üzere bu yasanın yürürlüğe girmesinden itibaren dava açabilmeleri için bir yıllık ek süre verilir.”

Yine bu düzenlemenin paralel şekilde 2577 sayılı yasanın 13. Maddesine de uygulanması ve 3. Fıkra olarak eklenmesi gerekmektedir. Bu durumda İçişleri Bakanlığı ve emniyet personeli yani polislerimiz de bu hak kayıplarını telefi edebileceklerdir.

SONUÇ VE DEĞERLENDİRME:

Bu taleplerimizin kabul edilmesi durumunda, mağdur olan ve sayıları ülke çapında yaklaşık 10.000 olan bu mağdurlar;

  1. Süreaşımı sebebi ile geçirmiş oldukları davalarını yeniden ihya sureti ile açabilecek ve bu suretle maddi ve manevi tazminat konusundaki haklarını yargı önünde arayabilecek, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunundaki hakları kullanabilmeleri durumunda da kayıpları ciddi bir şekilde telafi edilebilecek,

 

     b.Yine emekli maaşı bağlanmaması durumunda yargı yoluna müracaatla hakkını arayabilecek,

 

    c.  İşe  alınmadaki pozitif ayrımcılık ile tabiri caiz ise kapı kapı gezerek iş arama derdinden kurtulacak,

 

    d. Ve kendisi ile aynı konumda olan kişilere gıpta ile bakmayarak onların sahip olduğu sosyal ve mali haklara kavuşabileceklerdir.

ÇOK OKUNAN HABERLER
ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?